10 Aralık 2009 Perşembe

Beypazarinda Dogal Mesire Alanlari

DOĞAL MESİRE ALANLARIMIZ

İnözü Vadisi: Beypazarı'nın kuzeyinde bulunan Vadi, Kültürel kalıntıları ile oldukça zengin bir görünüme sahip bir tabiat harikasıdır.Vadinin iki tarafı çok dik ve balık sırtı gibi yükselen dar ve çıkılması çok zor kayalıklar içine oyulmuş sayısız mağaralardan ibarettir. Bu mağaraların bir kısmı çok yüksekte olduğu için ziyaretleri de mümkün değildir.Bu mağaraların eski çağlarda yapıldığı ve mesken olarak kullanıldığı mağaralar içinde bulunan kıymetli ve ziynet eşyalarının bulunduğu mezarların ortaya çıkmasıyla anlaşılmıştır.



Ayrıca İnözü Vadisi'nin Kale olarak kullanıldığı mağaralarında sığınak olduğu tespit edilmiştir.Ancak bu mağaralarda bilimsel araştırmalar yapılmamıştır.


2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasası kapsamında kalan kaya mezarları ve kaya kiliseleri arkeolojik sit, vadi tabanındaki bağlık alanlar ise birinci derecede doğal sit alanı olarak koruma altına alınmıştır.





Tekke Yaylası: 10 Km.lik düzgün bir yolla ilçeye bağlıdır. Piknik yapmak için Orman İşletmesi tarafından Park Şeklinde düzenlenmiştir. Havası ve Suyu güzeldir.



Eğriova Yaylası:Son yıllarda yapılan Trakking turları ile tanınmaya başlanan Beypazarı'nın dikkati çeken bir diğer bölgesidir. Eğriova Yaylası Beypazarı'na 44 Km.lik toprak yolla bağlıdır ve Orman İşletmesi bakımı altındadır. Yaylanın çevresi çok sık Sarıçam, Karaçam, Köknar ve Ardıç ağaçlarının bulunduğu ormanlarla çevrilidir.


Yaylaya Kasım ayında yağmaya başlayan kar, Mayıs ayına kadar kalmaktadır. Eğriova gölü lezzetli Alabalıkları ile aranılan bir yerdir.

Karagöl Yaylası:Ormanlık alanları ve doğal gölü sayesinde önemli mesire yerlerinden birisidir. Orman evleri gelen misafirlere yaz, kış hizmet vermekte olup, gölünde olta balıkçılığı yapılmaktadır. Asfalt yolu sayesinde ilgi daha da artmaktadır.



Kirmir Çayı: üzerinde bulunan suni göletlerde, yetiştirilen balık sayesinde amatör olta balıkçılığı yapılır. Buradaki tesisler güzel bir mesire yeri olarak düzenlenmiştir.


İlçedeki Dutlu-Tahtalı Termal Kaplıcası ve içmeleri ile Kapullu Kaplıcası şifa dağıtan kaplıcalardandır.



Dutlu-Tahtalı Kaplıcası: ilçe merkezine 20 Km. uzaklıkta olup, İçme ve kaplıcalarındaki yüksek debili ve üstün tesirli 7 çeşit jeotermal kaynak suyu sayesinde, yurtiçi ve yurtdışından büyük miktarda ziyaretçi çeker.
Banyo ve içme kürlerine elverişli olup, romatizma, deri (cilt), kan dolaşımı ve kalp, solunum yolu, iç salgı sistemi, ameliyat sonrası ağrılar, kireçlenme ve metabolizma bozukluklarında çok faydalıdır.

Beypazarina Ulasim Nasildir ?



BEYPAZARINA ULAŞIM

Beypazarı'na ulaşım için; Ankara'da bulunan Etlik Otobüs Terminali'nden (Eski Garajlar) saat başı, otobüs hareket etmektedir.

BEYTAŞ : (312) 341 22 23 - (312) 341 22 24
LİDER BEYPAZARI : (312) 341 28 23
LÜKS BEYPAZARI SEYAHAT : (312) 309 63 68

İlçemize kendi araçlarıyla gelmek isteyenler için; Ankara-İstanbul yolu üzerinde bulunan Sincan-Yenikent yol ayrımından devam edilerek, Yenikent istikametinden Ayaş-Beypazarı yoluna çıkılır. Beypazarı;Ankara'dan 100 km, İstanbul'dan 320 km uzaklıktadır.






Daha Büyük Haritayı Görüntüle

Beypazarinin Ekonomik Durumu

EKONOMİK DURUM

BEYPAZARI EKONOMİSİ

Beypazarı ilçesinde ekonomisi, tarım, sanayi, ticaret, hayvancılık ve el sanatlarına dayanmaktadır.

Beypazarı çok eskiden bütün çevre kasaba ve köylerin alış-veriş ettikleri ve Ankara esnafının mal alıp sattığı bir ticaret merkezi durumundaydı.

Ankara'nın Başkent oluşu, Eskişehir bağlantı yolunun önemini kaybetmesi, en önemlisi Beypazarı'ndan geçen Ankara-İstanbul yolunun Kızılcahamam'a kaydırılması neticesinde ticaret alanında bir duraksama olmuştur.

Son yıllarda ilçe nüfusunun artması,küçük esnaf ve sanayinin kalkınması tavukçuluk, sebzecilik, arıcılık, sütçülük ve ticarette gözle görülür bir ilerleme olmuştur.

İlçe nüfusunun % 67'si tarım ile uğraşmaktadır.Tarım alanlarının % 67'si kıraç % 13'ü suludur. Kıraç alanın 2/3'si her yıl ekilmekte, 1/3'i ise nadasa bırakılmaktadır. Modern tarım araç ve teknik sayesinde az yerden daha fazla ürün alınmaya başlamıştır.

Genelde halkın gelir kaynağı tarım olup başta havuç gelir. Beypazarı, havuç üretiminde Türkiye genelinde söz sahibi olmuştur. Buğday köylünün en önemli gelir kapısıdır. Çeltik, ıspanak, turp ve soğan da ilçenin gözde tarım ürünlerindendir. Kırbaşı yöresinde de başta hububat olmak üzere ayçiçeği üretilmektedir.Tarım da Türkiye'de Adana Ovasından sonra ikinci sırada gelir. Beypazarı'nda yavaş yavaş organik Tarım'a geçiş başlamış olup alternatif tarım çalışmaları başlamıştır.

Büyük bir bölümü dağlık bölgelerde bulunan geniş meralara sahip köyler, Beypazarı'nı önemli bir hayvancılık merkezi haline getirmiştir.Özellikle tavukçuluk,arıcılık,Ankara Keçisi,koyunculuk ve sığırcılık büyük oranda artmıştır. İlçe ve köylerinde sığır ıslah çalışmaları genel olarak suni tohumlama yöntemiyle yapılmaktadır. Beypazarı, kaliteli tiftik veren Ankara Keçisi ile ün yapmıştır. Kaliteli tiftik keçisinden sağlıklı nesiller yetiştirebilmek için İlçe Tarım Müdürlüğü teke deposunda 95 adet damızlık teke beslenmektedir. Son yıllarda Dünya Bankası'nın yardımı ile kültür ırkı süt ineği temin edilmiş ve çoğaltılmasına yönelik çalışmalara hız verilmiştir. Bu projeyle; süt üretiminde ve süt ürünlerinde artış görülmüştür.

Tarımın yanında sanayi sektörüde oldukça gelir getirmektedir.En büyük sanayi alanlarından birisi karasörcülüktür. Türkiyenin en kaliteli Ahşap Karasörü Beypazarı'nda üretilmektedir. Beypazarı'nın yıllık karasör üretim kapasitesi 10.000 adettir. Bu işle uğraşan 135 adet işyeri ve 1000 kişi vardır.

Yine Türkiye'nin en kaliteli Doğal Maden Suyu Beypazarı'ndan çıkmaktadır. Beypazarı Karakoca Doğal Maden Suyu adıyla Türkiye'ye dağıtılırken pazarlanmasında yurt dışı sınırlarını da zorlamaya başlamıştır.

İlçemizde faliyet gösteren başlıca sanayi kuruluşları şunlardır:

• Beypazarı Karakoca Maden Suyu İşletmesi Kapasite:147.000.000ad/yıl

• Güngör Çiftliği Süt Ürünleri Kapasite: 21.600 ton/yıl yoğurt - 6.989 ton/yıl ayran - 60 ton/yıl tereyağ - 738 ton/yıl krema - 360 ton/yıl beyaz peynir - 89 ton/yıl kaşar peyniri

Dünyanın ikinci büyük Maden Rezervi olan Trona Maden yatakları da Beypazarı'nda bulunmaktadır. Üretime başlamış olup çalışmalar devam etmektedir.

Ayrıca, Çayırhan beldesinde bulunan termik santral ile linyit kömür ocaklarında çalışan işçilerin büyük kısmı Beypazarı'nda ikamet edip,çalışanların büyük çoğunluğu tüketim harcamalarını Beypazarı'nda yapmaktadırlar.

Beypazarı el sanatları olarak da, Türkiye'de telkari (gümüş işlemeciliği) ile ün yapmıştır. 40'ın üzerinde Gümüş Atölyelerinde Türkiye'nin en önemli Telkari Gümüş İşçiliği Beypazarı'nda üretilmekte olup Türkiye'nin hemen hemen her tarafına pazarlanmaktadır. Gümüş takı çeşitleri; kemer, kolye, bilezik, küpe, iğne, başlık ve tılsımdır. Telkarideki motifler tabiatın Türk-İslam düşüncesi ile yorumlanışı ve Türk zevkini yansıtır. Beypazarı'nın takıda sembolü tılsımdır. Gümüşler, başta Suudi Arabistan olmak üzere 18 ülkeye ihraç edilmektedir.

Kaymakamlığımız Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı desteği ile Halk Eğitimi Merkezi bünyesinde kurulan Halı Dokuma Tezgahları, Kilim Dokuma Tezgahları fabrika gibi çalışmakta, burada üretilen yöresel el sanatları yurt dışından gelen talepler karşılanmaktadır.

Yıllardır Beypazarı Bakır İmalatı; Ibrık, Güğüm, Leğen gibi mutfak ihtiyaçları yeni bir değişimle turistik eşya olarak üretilmekte, ekonomiye katkı yapmaktadır.

İlçemizin 2000'in üzerinde esnafı bulunmakta, bunların çoğu sanat ve zanaat olarak üretim yapmakta ve ekonomiye katkı sağlamaktadır.

Beypazarı'nda çarşı içinde otantik eşyalar, demirciler, kalaycı, saraç gibi nostaljik dükkanlar görebilir, fotoğraf çekebilir, resim yapabilirsiniz. Bir kaç ev değil, neredeyse bir kentin tamamının restore edildiği düşünüldüğünde Beypazarı'nın kısa zamanda kat ettiği yol övgüye layık bulunuyor.

Turizm sektörünün yaygınlaşması nedeniyle Beypazarı'nda üretilmekte olan Beypazarı Kurusu, Beypazarı Havuç Lokumu, Beypazarı sucuğu, Beypazarı mumbarı, Beypazarı pişmaniyesi Beypazarı'nda yeni bir ticari sektör olmaya başlamış, ekonomiye katkı payı artmıştır.

İlçe merkezindeki toplam işgücü 9,890 kişi olup, bunun 1,556 kişisi işsizdir. Çalışan nüfusun: 938 kişisi ilmi ve teknik elemanlar, serbest meslek sahipleri ve bunlarla ilgili diğer meslekler statüsünde; 206 kişisi müteşebbisler, direktörler ve üst kademe yöneticileri statüsünde; 733 kişisi idari personel ve benzeri çalışanlar statüsünde; 743 kişisi ticaret ve satış personeli statüsünde; 919 kişisi hizmet işlerinde çalışanlar statüsünde; 1,590 kişisi tarım, hayvancılık, ormancılık, balıkçılık ve avcılık statüsünde ve 3205 kişisi ise tarım dışı üretim faaliyetlerinde çalışanlar ve ulaştırma makinaları kullananlar statüsünde yer almaktadır.

Beypazarinda Tarim

TARIM DURUMU

BEYPAZARI'NDA TARIM
İlçemizde 2004 yılına ait tarıma elverişli olan alanların büyük çoğunluğunda tarla bitkileri yetiştiriciliği yapılmaktadır. Tarla bitkilerinin kapladığı alan, nadas da dahil olmak üzere toplam 551.040 dekardır. Tarıma elverişli alanların kullanım durumları şöyledir :
Kullanım Durumu ============= Miktarı=====================Oran (%) :
Tarla Bitkileri (Nadas Dahil)=551.040=====================85,87
Sebze Bitkileri ============= 76.460=====================11,91
Meyve Alanları ============= 6.400=====================1,00
Bağ Alanları ================ 7.840=====================1,22

Toplam =======================641.740=====================100
İlçemizde toplam 76.460 dekar alanda sebze yetiştiriciliği yapılmaktadır.Özellikle marul ve havuç yetiştiriciliği ilçemiz tarımına büyük bir katkısı bulunmaktadır. Ayrıca kış sebzeleri de büyük ölçüde yetiştirilmektedir. Türkiye havuç üretiminin yaklaşık % 48’i ilçemizde yapılmaktadır. Ayrıca toplam alanın yaklaşık 4/1 lik kısmında ikinci ve hatta üçüncü ürün yetiştirilmektedir.
İlçemizde tarımı yapılan sebzelerin dağılımı ve miktarı şöyledir:
Ürün Çeşidi ===================== Alanı (Dekar)===================== Üretim Mik (Ton):
Havuç =====================20.000=====================105.000
Marul =====================18.000=====================42.200
Soğan (taze) =====================7.500 ===================== 7.500
Ispanak =====================5.500 ===================== 3.850
Kabak =====================5.500 ===================== 7.480
Domates =====================4.900 ===================== 24.500
Diğerleri =====================14.060 ===================== -
Toplam =====================76.460=====================
İlçemizde dağınık ve toplu olarak meyvecilikte önemli bir yer tutmaktadır. En çok yetiştirilen meyvelerin başında armut, elma, vişne, ve kiraz, erik gelmektedir. Son zamanlarda kurulan ve kurulacak olan Demastrasyonlarla meyvecilik alanları giderek kapama bahçe dediğimiz geniş bahçe alanları şeklinde gelişmeler olmaktadır.


İlçemizde son 5 yıl içinde bağcılıkta önemli bir gelişme görülmektedir. Özellikle toplu bağ tesisi ve aile işletmeciliği şeklinde önemli miktarda bağ tesisi yapılmıştır. 2004 yılında uygulanan Yüksek Sistem Bağ Demonstrasyonu çalışmaları kapsamında 11 Adet Bağ Demonstrasyonu kurularak,bunlarla birlikte Bağların kapladığı alan yaklaşık 7875 dekardır. Çiftçilerin talepleri ile toprağa uygun amerikan asma anaçları getirilerek yöreye has çeşitlerinde devamı sağlanmakta ve bağ alanları artmaktadır.


İlçemiz hayvancılıkta ise, merkez ve köylerde toplam 6.500 adet büyükbaş, 47.200 adet küçükbaş hayvan mevcuttır. Büyükbaş hayvanlardan yaklaşık 3.500 adedi yerli, 500 adet melez ve 2.500 adedi kültür ırkıdır. Küçükbaş hayvan mevcudunun 17.200 adedi tiftik keçisi geri kalan kısım koyundur. Yıllık yapağı üretimi 33,709 tondur. Kanatlı olarak 40 adet işletme mevcuttur. Toplam kanatlı yaklaşık 497 bindir. Yıllık yumurta üretimi 59 milyon adettir. Arıcılık özellikle ilçemizin kuzey bölgesinde yapılmaktadır. Yaklaşık 5650 adet arı kovanı mevcuttur. Yıllık bal üretimi 56,5 tondur.

Beypazarinda Nereler Gezilir?

NERELER GEZİLİR?

Hıdırlık Tepesi: Beypazarı'nı ziyaret edenlerin ilk uğrak yeri, şehrin tüm güzelliklerini bir arada görebildikleri Hıdırlık Tepesi'dir. İlçenin tüm bölgelerine hakim olan tepeden tarihi konakların ve doğal güzelliklerin ön plana çıktığı şehir dokusunu tüm ayrıntılarıyla seyredebilirsiniz.

Alaattin Sokak: Restorasyonu tamamlanmış ve hizmete açılmış bir çok Tarihi Konağı barındıran Alaattin Sokak; yöresel ürünlerin satıldığı stantların kurulduğu şehrin en gözde mekanı. Beypazarılı ev hanımlarının el emeği ürünleri tadarak alışverişinizi yaparken sohbet etme fırsatı da bulabilirsiniz.

Kültür Evi (Müze): Nurettin Karaoğuz tarafından bağışlanan konak, 1996 yılından itibaren “Beypazarı Tarih ve Kültür Evi” olarak kullanılmaktadır. Beypazarı kültürünü yansıtan eserlerin, kıymetli madenlerin, antika eşyaların ve Beypazarı tarihine ışık tutan tarihi belgelerin sergilendiği Kültür Evi; görülmeye değer bir Beypazarı mirası.

Halk Evi: Restorasyonu tamamlandıktan seminerler ve çeşitli organizasyonlar için kullanılan Halk Evi; ilk açıldığı 1938 yılındaki amaçlara hizmet etmektedir. Hafta sonları siyah beyaz Beypazarı fotoğraflarının sergilendiği Halk Evi'ni mutlaka ziyaret etmelisiniz.

Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü: Kaymakamlığımız Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı bünyesinde faaliyet gösteren atölyelerimizde, Halk Eğitim Merkezi işbirliği ile yöresel el sanatlarımız üretilmektedir. Atölyelerimizde üretilen Yöresel El Sanatlarımız, İlçe Halk Eğitim Merkez Binasında sergilenmekte olup, mutlaka gezip görülmesi gereken yerlerdendir.

Gümüş Mağazaları: Beypazarı'nın en önemli simgelerinden birisi olan Telkari Gümüş İşlemeciliği'nin birbirinden güzel el işi takılarını bulabileceğiniz gümüş mağazaları özellikle bayanların ilgi odağı. Belediye binasında bulunan Gümüşçüler Çarşısı'nın yanı sıra şehir merkezinde de bir çok gümüş mağazası bulabilirsiniz.

Beypazarı Kuru Fırınları: Türkiye'de sadece Beypazarı'nda üretilen ve tazeliğini bir sene koruyan,çay saatlerinin vazgeçilmez lezzetlerinden Beypazarı Kurusu'nu; hem üretim hem satış yeri olan taş fırınlardan tadarak alabilirsiniz.

9 Aralık 2009 Çarşamba

Beypazarı İpekli El Dokumacılığı











Beypazarı geçmişten günümüze geleneksel el sanatlarını ( altın ve gümüş işlemeciliği , bakırcılık , semercilik , sim sırma işlemeciliği , dokumacılık gibi ) türk mutfağını ve yöresel kıyafetlerini yaşatmasıyla tanınan önemli bir turizm beldesidir. Bu el sanatları içersinde dokumacığın ayrı bir yeri ve önemi bulunmaktadır. Dokuma tezgahlarında çözgü denilen ve yan yana duran ipliklerin gücü denilen araçlarla bir kısmının yukarıya bir kısmının aşağıya çekilmesiyle oluşan aralıktan mekik yardımıyla atkı denilen ipliklerin geçirilmesi ve tarak ile sıkıştırılmasıyla oluşan yüzeylere dokuma denilmektedir . Beypazarı ilçesinde tarihi kaynaklara bakıldığında bölgede el dokumacılığının çok eski tarihlere dayandığı gözlemek mümkündür. Geçmiş yıllarda ilçe merkezindeki dokuma tezgahı sayısı 60 iken bu sayı zamanla giderek azalmıştır . 1950 yıllarda dönemin ekonomi bakanlığı tarafından ilçedeki 6 dokuma ustasının atölyelerine dağıtılan 30 tezgahta bu sanat canlandırılmaya çalışılmıştır fakat zamanla çevrede dokuma işiyle uğraşacak elemanların azalması sonucu tezgah sayısı 12ye düşmüştür. Günümüzde ise yörede 3 adet dokuma ustası bulunmaktadır , ancak dokumacılıkla uğraşan tek usta tek tezgahla ayakta durdurmaya çalışmaktadır . Beypazarı ilçesinde bu tek tezgahta bürgü adı verilen dokumalar üretilmektedir . Bürgü eski yıllarda kasabalarda ve köylerde kadınların sokağa çıkarken dini inançlar gereği örtünme amacıyla başlarını örttükleri bir çarşafa verilen isimdir , günümüzde yörede örtünme amacından çok dekoratif bir unsur olarak ev tekstil ürünlerinde ( sehpa örtüsü , masa örtüsü , şal , perde vb.) kullanılmaktadır . Yörede kullanılan tezgahlar basit takayla atılan mekikli dört ayak ve dört gücülü ayaklardır . Üretilen dokumaların kenar bağları özellikle Kastamonu ilinde kullanılan çarşaf bağlamaları ile tanınan düğüm tekniği ile yada değişik makrome tekniği uygulanarak yapılmaktadır . Halen Beypazarı Halk Eğitim Merkezinde de Bürgü Dokumacılığı ile ilgili kurslar verilmektedir .

Beypazarinda El Sanatlari Gümüş İşlemeciliği (Telkari)



Beypazarı'nda özellikle gümüş işlemeciliği (Telkâri) yaygındır. El işçiliğiyle yapılan telkari gümüşleri; zarafeti, farklı tasarımlarıyla Beypazarı'nda ustalıkla oluşturulan bir sanat eseridir.

Gümüş işleme sanatı Beypazarı'na ahilik yoluyla kazandırılmıştır. Ahilik 13. yy. da Anadolu'da görülmeye başlanan esnaf ve sanatkar birliklerine verilen addır. Beypazarı halkı bu sanatı bir iş olarak kabul etmiş ve zaman içinde geliştirmiştir.

Tarih boyunca önemli bir ticaret geçidi olan İpek yolu üzerinde bulunan Beypazarı'nda gümüş madeni yoktur. Eskiden olduğu gibi bugün de gümüş, başka illerden getirilir. Külçe haline getirilen gümüşler eritilip tel haline getirilerek inceltilir. Saf halde olduğu için kolayca bükülen gümüşler, sanatkar tarafından şekillendirilerek süs eşyaları ve takı yapımında kullanılır. İşlenirken kullanılan teknik;telkaridir. Telkâri, ince telden takı süslemeciliğidir. Tel ne kadar ince olursa takının değeri de o kadar artar. Hammaddesi altın ve gümüştür. Altın pahalı olduğundan genellikle gümüş kullanılır. Gümüş takı çeşitleri; kemer, kolye, iğne, başlık ve tılsım olarak sıralanabilir. Telkârideki motifler, doğanın Türk-İslam düşüncesi ile yorumlanışını ve Türk zevkini aksettirir.Beypazarı'nın takıda sembolü "tılsım" dır. Tılsımın etrafı gümüşle süslenerek, kolye olarak takılır.
Bugün Beypazarı'nda yeniden oluşturulan ve hayat bulan bir çarşı içinde gümüş ustaları bir araya toplanmış ve usta, çırak ilişkisiyle bu sanatın geliştirilmesine imkan sağlanmıştır. Büyük bir sabır, el emeği, göz nuru, dikkat ve özenli işçilik gerektiren telkari tekniğiyle işlenip satışa sunulan gümüşler, Beypazarı'nda turizm potansiyelinin artmasına da katkıda bulunmuştur.

Ülkemizde yok olmaya yüz tutmuş sanat kollarımızın ve geleneksel mesleklerimizin canlandırılmasında Beypazarı'nın örnek olmasını diliyoruz.

Dövme Bakırcılık: Beypazarı'nda en çok ilerleyen el sanatlarından birisidir. Beypazarılı ustalar, madeni çekiç ve örs ile döverek güğüm, tencere, tava, kazan, ibrik ve sigaralık gibi eşyalar yapmaktadırlar. Çok eski zamanlardan beri dövme tekniği ile işlenen bakır eşyalar, günümüzde halen yöre halkı tarafından kullanılmaktadır.

El İşlemeli Çevreler ve Sırma İşlemeleri: Dokuma ve ince deriden yapılmış, muhtelif eşyalara usullerine göre iğne ile türlü cins ve renkte ipliklerle yapılan süslemelere “İşleme” adı verilmektedir. Beypazarı işlemeleri arasında öne çıkan sırma işlemeli “bindallılar”, yörede her genç kıza annesinden kalan değerli bir elbise olarak kullanılmaktadır. Tülbent, mermerşahi ve tül üzerine sırma ile işlenen, kare şeklinde mendil büyüklüğündeki “Çevre” adı verilen örtüler ise bindallı elbiselerle birlikte yöre kadınlarınca günümüzde halen kullanılmaktadır.

Dokumacılık: Beypazarı'nda bir aile mesleği olarak devam ettirilen dokumacılıkta, pamuk ipliği, suni ipek, ve yün ipliği kullanılmaktadır.Dokuma tezgahlarında kıldan eni dar kumaşlar dokunur ve ondan da kışlık yelek ve şalvar dikilmektedir.

İpekli El Dokumacılığı: Beypazarı'nda günümüze kadar geleneksel olarak süregelen ipek el dokumacılığı, yörede sadece “Bürgü” amacıyla dokunmuş ve halen de bu amaçla devam etmektedir. Kadınların örtünmek için kullandıkları bir tür kıyafet olan bürgüler, erkekler tarafından yapılmaktadır.

Semercilik: Eski tarihlerde oldukça geçerli bir meslek olan semercilik, ulaşım araçlarının zamanla değişmesiyle önemini kaybetmiştir. Beypazarı'nın Bağdat yolu üzerinde bulunması ve kervanların bu yolu kullanması, ilçede semerciliğin çok eskilere dayandığının bir göstergesidir. Beypazarı,bu yüzyılda da semercilik mesleğinin sürdürüldüğü ender ilçelerden biridir.

Saraçlık: Eyer, at takımları, araba koşumları başta olmak üzere deriden ve meşinden çeşitli eşyalar yapanlara “Saraç”, bu mesleğe de “Saraçlık” denilmektedir. Türkler için büyük önem taşıyan bu meslek, Beypazarı'nda halen yaşatılmaktadır.

Demircilik: Örs, çekiç, balyoz ve maşa kullanılarak ateş ocaklarında demire şekil veren demircilerin sayısı azalmış olsa da, 70 yıllık bir tarihe sahip bu el sanatı halen Beypazarı'nda sürdürülmektedir.

BEYPAZARI TARİHİ





Beypazarı Ankara'nın 100 Km batısında, eski Ankara-İstanbul yolu üzerinde bulunmaktadır. Geçmişte olduğu gibi bugün de Ayaş, Güdül, Nallıhan ve Kıbrıscık İlçelerinin ortasında sosyal, kültürel ve ekonomik merkez olma özelliğini korumaktadır.

Anadolu'nun tarihi seyrine baktığımızda, Beypazarı ilçesine ilk çağda HİTİT, FRİG, GALAT, ROMA, BİZANS, daha sonra da ANADOLU SELÇUKLU ve OSMANLILAR'ın egemen oldukları görülmektedir.

Beypazarı, Roma döneminde, İstanbul'u Ankara ve Bağdat'a bağlayan önemli büyük tarihi geçit yolları üzerinde bulunmaktadır. İlk adı LAGANİA'dır. Bilge UMAR ‘ın Türkiye'deki “Tarihsel Adlar” adlı kitabında Lagania' nın anlatımı yapılmış ve ‘Kaya Doruğu Ülkesi' anlamına geldiği sonucuna varılmıştır.

M.S. 6.yy' a kadar adı Lagania olan Beypazarı'nın adı bu tarihten sonra değişmiştir. M.S. 491-518 yılları arasında hüküm süren Doğu Roma (Bizans) imparatoru Anastasios'un o dönemlerde piskoposluk merkezi olan Lagania' yı ziyaretine atfen şehrin adı, “Lagania-Anastasiopolis” ( ANASTASİOS kenti ) olarak değişiyor.

Türklerin Sultan Alparslan komutasında Anadolu'ya girmesinden kısa bir süre sonra Marmara'ya ulaşmaları ile Beypazarı da ilk Türk akıncıları ile karşılaşmıştır. Selçuklu yönetimindeki Beypazarı, konum itibarı ile sık sık göç eden Türkmen boylarına yurt olmuştur.

Bu boylardan en önemlisi Kayı boyudur. Selçuklu Sultanlığı'nın kendilerine yurt olarak yer gösterdiği bu Türk boyu, Gazi Gündüzalp yönetiminde ilk önce Ankara civarına yerleşmiştir. Osmanlı Devleti'nin kurucusu olan Osman Bey'in dedesi Gazi Gündüzalp'in mezarının Beypazarı'nın Hırkatepe köyünde olduğu bilinmektedir.

Selçuklular döneminde Beypazarı, İstanbul-Bağdat yolu üzerinde önemli bir ticaret merkezi olmuştur. Beypazarı, Orhan Bey'in Ankara'yı alması ile Hüdavendigar (Bursa) Sancağı'na bağlanarak Osmanlı yönetimine geçmiştir.

Beypazarı 1868 yılından itibaren siyasi yönetiminde yer değişikliği ile Ankara'ya bağlı bir kaza olarak önemini sürdürmüştür.

Osmanlı Devleti'nin toprak rejimi ve askeri sisteminin bel kemiğini oluşturan Tımarlı (Anadolu) Sipahi Merkezleri'nden birisi olan Beypazarı; yöredeki Sipahi Beyi'ne ve ticari, ekonomik hayatın yoğunluğuna istinaden BEĞ BAZARI diye adlandırılmıştır.

EVLİYA ÇELEBİNİN SEYAHATNAMESİNDE BEYPAZARI

Evliya Çelebi, Seyahatnamesi'nde (Hicri 1058 Miladi 1638) Beypazarı'ndan şöyle bahseder:

" İlk kurucusunu bilmiyorum. Fakat ilk fatihi Kütahya beylerinden Germiyanoğlu Yakup Şah'ın veziri Dinar Hezar'dır. Onun için şehre “Germiyan Hezar” da derler.

Haftada bir gün güzel süslü bir pazar kurulup, bütün kıymetli eşyalar bulunur. Halkının uğraşları tiftik keçisi olduğundan, pazarında sof çok satılır. Müşterisi vardır. Senede bin kantar sof ipliği satılır. Sofu olmaz fakat güzel mümeyyizi olur. Pazarına her hafta etraf köylerinden 10 bin insan toplanır.

Şehir Anadolu toprağından Engürü sancağı hududunda olup, İstanbul'da kim Şeyhülislam olursa ona has olur. Padişah hasından ayrılmadır. Müftü tarafından hakimi subaşısıdır. 150 akçelik kazadır. Senelik kadısına yedi kese gelir getirir. Damga emini, Sipahi Kethüda yeri ve Yeniçeri Serdarı vardır. Fakat kale ağası ve neferi yoktur. Kalesi bir dere içinde olup, iki tarafı balık sırtı gibi kaya üzerindedir. Genişliğini bilmiyorum.

Aşağıda şehir iki geniş dere içinde olup 20 mahalle 41 mihraptır. Fakat öyle mükellef camileri yoktur. Çarşı içinde cami güzeldir (Paşa Camii). Hepsi 3060 tane iki katlı evleri vardır. Duvarları kerpiçtendir. Yüzeyleri tahta ile kaplıdır. Medrese Darulhadis ve Darulkurrası vardır. Çünkü talebe bilginleri çoktur. Medreseleri kargir değildir. 70 adet çocuk mektebi vardır. Çocukları gayet temiz ve olgun olup, 700' ün üzerinde hafızı vardır.

Bir Şeyhülislamı var ki; bütün bilginler onunla ilmi tartışmaya girmekten acizdirler. Nakibüleşrafı fadıl değil fakat, gayet cömert bir kimsedir.

Halkının çoğu bilginlerdir. Hepsi renk renk sof giyerler. Türk şehri olduğundan halkı Oğuz taifesidir. Yani Türk kavmi demenin güzel bir ifadesidir. Yedi tane hanı vardır. Çarşı içindeki güzel bir han yanmıştır. Hamamları, 600 dükkanı vardır. Çarşıda kasaplar içinden akan dere kenarında hafta pazarı olur. Dere burada şehrin aşağı tarafından akarak bir nehir vasıtası ile Sakarya'ya dökülür. Şehir yüksek yerde olduğundan caddeleri kumsalca ve kaldırımsızdır. Halkı garipsever ve cömert kişilerdir. Kadınları gayet edepli ve akıllı olurlar.

Bağ ve bahçesi çoktur. Bostanlarından bir çeşit kavun olur ki lezzetinden adamın damağı yarılır. Misk ve hamamber gibi kokusu vardır. Şehir halkının çoğu bu kavundan zerde pişirir. İçine tarçın ve karanfil korlar. Muaviye'nin icat ettiği zerdeden tatlı bir zerde olur. Bir çeşit yeşil armudu olup, yuvarlak olduğu gibi dördü beşi de bir okka gelir. Gayet hoş ve suludur. İstanbul'a nice bin kutu armudu pamuklar içinde hediye gider. Bu armudun eşini acem diyarından başka yerde görmedim. Bir çeşit siyah arpası olur ki, gayet yağlıdır. Ata çok vermekten çekinilmelidir. Sahrasında pirinci olur ki, gayet pişkindir. Velhasıl etrafı geniş, eşyası ucuz ünlü bir şehirdir. Şeyh İvaz dede adında bir de türbesi vardır."

Evliya Celebinin Seyehatnamesine giren Beypazarinin Meshur Dinazor Sirti



Beypazarinin Meshur Dinazor sirtini andiran tepesinden bir kac gorunum.